Yeni Stratejimiz : ‘Güney Azerbaycan’ , ‘Doğu Türkiye’ Olacaktır-Mahboub AMRAHY

Yeni Stratejimiz : ‘Güney Azerbaycan’ , ‘Doğu Türkiye’ Olacaktır-Mahboub AMRAHY
  1925 yılında bir darbe sonucu İranda yıkılan son Türk imparatorluğu , Kaçarların ardından tamamen Fars kimlikli bir ulus-devlete devşirilen Pehlevi yönetimi altındaki ‘modern İran’da , o tarihten önce başlayan ‘İran Türkleri ve Rusya’ savaşları 19. Yy’da İmparatorluğun esas yapı taşı olan Türk bölgesinin parçalanmasıyla sonuçlandığı için İranda Türk kimliğinin baskınlığı demografik açıdan da zayıflamıştı. Buna rağmen hâlâ en büyük etnik grubu Türklerden oluşan İranda ‘meşrutiyet’ devriminin ardı sıra ‘Azadistan Harekâtı’ ve Rıza Şahın sürgüne gönderilişiyle ‘Azerbaycan Milli Hükûmeti’ olayları yaşanmıştır. Bu dönemden itibaren başlayan ‘soğuk savaş’ neticesinde Tahran rejimi özellikle NATO , CENTO ve SEATO örgütlerinin kuruluşuyla kendini ‘Batı Bloğuna’ mal etmiştir. İranı koruma görevi alan Batı bloğu tam olarak da bu nedenle 1945te kurulan sosyalist nitelikli ‘Azerbaycan Milli Hükûmet’ine karşı çıkmıştır. O dönem İran ve ya bu anlaşmalara üye ülkelerin her hangi birinde etnik faaliyetler ‘sosyalist zeminde hareket etme ve SSCB yanlısı olmaya mahkûm kılınmıştı’. Zira merkezî güç tamamen Batı güdümünde olma durumuyla kalakalmıştı. Fakat Pehlevi rejiminin yıkılışı , ve onun ardıca SSCB’nin çöküşü ‘Soğuk Savaş’ın bitişi yanılgısını yaratmıştır. ‘Ne Batı , Ne Doğu , Sadece İslam Cumhuriyeti’ sloganıyla ortaya çıkan İranın ‘devrimci’ rejimi kısa bir süre sonra Doğu Bloğu’na yönelme durumunda kalmıştır. Bu yönelimi körükleyense İran-Irak savaşı , silah ihtiyacı ve Amerikan büyükelçiliği işgali nedeniyle ortaya çıkan İran-Amerikan gerilimi’nin yanında ‘devrimci yönetim’in İsrail karşıtlığı ve Yahudi düşmanlığı olmuştur. Putin iktidarıyla birlikte yükselişe geçen Rusya’nın kendisini SSCB gölgesi ilan edişi ve dış politikada aktifleşmesi ile birlikte , İran rejiminin ‘devrim ihracı’ politikasının pratikte Şii bölgelerde gövde gösterişi , tekrar Rusya ve İranın ortadoğu politikasını ‘paralel şekilde biçimlendirmiştir’ özellikle İranın nüfuz alanları soğuk savaş döneminde Rusyanın da bir nevi arka bahçesi sayıldığından iyice kenetlenmişler. Ortadoğunun İran tarafından tohumları atılan mezhep savaşı , klasik soğuk savaşı dönemi bloklaşması ile örtüşür duruma düştü ve bu mesele bölgedeki etnik hareketlerin yeniden şekillenmesini tamamlamak üzeredir. Bu yeniden şekillenişte Kürt gruplar (Barzani grubu hariç) klasik doğu bloğunda kendilerini tanımlama durumunda kaldılar ancak Kürt hareketindeki bu parçalanış , libarellerle mi devam yoksa sosyalistlerle mi devam konusu onları siyasal olarak bölmüş durumundadır. İrana gelince bu durum çok ilginç bir hâl almıştır. 1945te SSCB yanlısı harekâta sahip İran Türkleri  bu sefer tamamen liberal blokta tanımlanmaya başlamıştır. İran Türk harekâtı (Güney Azerbaycan Milli Hareketi) çeşitli nedenlerden dolayı Batı Bloğuna kaymak şöyle dursun esasen o bloğun içerisinde ortaya çıkmıştır. Bunun çeşitli nedenleri vardır. Başlıca : 1-İranda yeni dönem Türk harekâtı SSCB’nin çöküşüyle ortaya çıkmıştır. 2-bu harekat kendi geçmişiyle tamamen kopuktur ve kopukluğun nedeni 1946 yılında milli hükumetin yıkılışıyla tüm Türk aydınların kaçmak ve katliama uğramak durumunda kalışıdır. Bu nedenle o sosyalist geçmiş tamamen göz ardı edilmiştir. Gayet tabii ki sosyalizmin çöküşü de öyle bir yönelime engel oluşturmuştr. 3-Kuzey Azerbaycandaki milliyetçi ve batıcı Elçibey liderliğinde gelişen Azerbaycan Halk Cephesi hareketi , Güney Azerbaycandaki uyanışın ilkin siyasal kıvılcımı olmuştur. Elçibeyin liberal ve milliyetçi karakteri Güney Azerbaycan Milli Hareketine yansımış ve hatta miras kalmıştır. 4-İranın merkezî devletinin doğu bloğuna yönelişi , doğal olarak ‘merkezkaç kuvvetleri’ Batıya yönelmeye mecbur kılmıştır. Tıpkı 1945te olduğu gibi merkezkaç kuvvetlerin eğilimi karşı bloğa doğru olmak durumundadır. 5-Türkiyenin Batının parçası olması ve Güney Azerbaycanın kültürel olarak şiddetle Türkiye Türklüğü etkisi altında olması. Bunun belki de temel nedeni Türk milliyetçiliğinin Türkiyedeki ezber bozan özgürlüğü ve medyadır. Kuzey Azerbaycandaki milliyetçilik ise ‘Etnik milliyetçilikten ziyade Toprak milliyetçiliğidir’. 6-Kuzey Azerbaycan arazisinin Rusya güdümündeki Ermenistan işgali altında kalması. Bu durum her türlü Rus yanlılığına Güney Azerbaycan engel oluşturmaktadır. İlaveten İranın Ermenistanla ittifakı Rusya ile olan ittifakındaki gibi bu durumu körüklemektedir. 7-Türkiyenin dış politikasındaki ‘eksen kayması’ ve Ortadoğuya girişi. Budurum özellikle bölgedeki Türkmanlar konusunda , etnik meselelerin bir ‘kaldıraç olarak kullanılabileceğini sergilemiştir.’ 8-İranda Batı Azerbaycan vilayetindeki siyasal-silahlı Kürt hareketi , PJAK’ın aktifleşmesi ,İrandaki Türkler için ‘toprak kaybı ve katliam korkusu’ kaygılarını doğurarak karşı tarafa itilişi. 9-Türkiye-İran ilişkilerindeki kopma noktasında Türkiyenin İrandaki Türklere destek verebiliceğinin gittikçe güçlenen bir ihtimal oluşu. Aslında bu artık bir olasalıktan ziyade Türkiye dış politikası için ‘kaçınılmaz bir gereklilik’ olmuştur. Zira Türkiye Ortadoğuda olacaksa İranla karşıkarşıya gelmek durumundadır. İranın PKK’yı desteklemesi , karşı ihtimali Türkiye ve İran Türkleri konusunda doğurmuştur. 10-Türkiyenin enerji sıkıntısı. Türkiye enerji ihtiyaçlarını sonsuza dek giderebilmesi için Hazar ile kendi sınırları arasında güvenli ve ilelebet bir koridor oluşturmak zorundadır. Bu koridor ise Güney Azerbaycandır. 11-Kuzey Azerbaycanda İranın Şii kargaşa yaratma isteği. Bu mesele Türkiye için yeni bir tehdit konusudur. İranın Türkiye etrafında oluşturduğu ‘Şİİ KEMER’ kırılmadığı sürece Türkiye Ortadoğuya giremez durumda kalacaktır. Bu mesele her iki ülke için de son derece kritik bir öneme sahiptir bu nedenle de mevcut karşı karşıya gelmenin yakın zamanda sonuçlanması olası görülmemekle birlikte sonuçlandığı taktirde de iki taraftan birinin bölgeden kazınacağı anlamına gelecektir. Buradaki Türkiye-İran karşılaşması sonucu İrandaki Türk Milli Hareketinin her zamandan fazla Türkiyeye yaklaşması da kaçınılmaz bir sonuç ve ‘İran Türklerinin tümüyle çıkarları doğrultusunda’dadır. Bir anlamda Türkiye-İran arasındaki gerilim ister istemez Türk-Fars ayrışmasına dönüşecektir ve ortadoğuda ‘mezhep savaşı’ , global çapta ‘doğu ve batı blokları savaşı’ olarak algılanan durumun İran içine taşması taktirde bir ‘etnik çekişmeye ve kutuplaşmaya dönüşecektir’ Bu nedenle de artık stratejik olarak ‘Güney Azerbaycan Mücadelesi’ hem Türkiye için , hem de İran Türkleri için bir ‘Doğu Türkiye Mücadelesi’ne dönüşecektir. İrandaki Türklerse ‘ulusal hakları’nı savunma noktasında İran-Türkiye geriliminden yararlanmalı ve tamamen Türkiye cephesine sığınmalıdırlar. İster istemez Kuzey Azerbaycanın bağımsızlığı da bu eksende temin olacak ve korunacaktır. Mahboub AMRAHY 15,12,2015 ANKARA

Açar Sözlər

Məqalələr

HƏMÇİNİN OXUYUN

HƏMÇİNİN OXUYUN