SON XƏBƏRLƏR

Geçmişten Günümüze Ermenistanda Azerbaycan Türkleri . Ayhan Dəmirci

2021.10.20, 07:36
Geçmişten Günümüze Ermenistanda Azerbaycan Türkleri . Ayhan Dəmirci

Gunaz.tv
Geçmişten Günümüze Ermenistanda Azerbaycan Türkleri iravangoymecid.jpg Ayhan Dəmirci Azərbaycan-Belcika Dostluq Cəmiyyətinin sədri ERMENİ ARAŞTIRMALARI, Ermeni diasporası ve kimi çıkar guruplarının son zamanlarda sıkça gündeme getirmeye çalıştıkları sözde soykırım iddiaları, neredeyse üzerinde tartışılır tek konu haline gelmiştir. Oysa bu çalışmada da üzerinde durulacağı gibi, geçmişten günümüze Ermenilerin Türklere yönelik mezalimi konusunda hâla tartışılmayan bir çok olay vardır. Bunlardan biri, hiç kuşkusuz Ermenilerin Azerbaycan Türklerine yönelik yaptığı katliamdır. Ermenistanda yaşamış Azerbaycan Türklerinin tarihi ve kültürü 1990lı yıllara kadar araştırma konusu olmamıştır. Bu durum büyük ölçüde Erivanın 1828e kadar Azerbaycanın kuzey sınırında bulunan bir hanlık olması ve fazla öğrenilmemesinden kaynaklanmaktadır. Bunun yanı sıra Erivan Hanlığının Çarlık Rusyası tarafından 1828de işgal edilmesiyle bu eyaletin coğrafi ve stratejik önemi ortaya çıkmıştır. Yaklaşık 100 yıl Çarlık Rusyasının kontrolünde kalan Erivan eyaleti hakkında sömürgecilik anlayışıyla bazı araştırmalar yapılsa da bölgenin tarihi geçmişi konusunda geniş bir çalışma yapılmamıştır. Bu çalışmada Ermenistanda yaşamış Azerbaycan Türklerinin yaklaşık 200 yıllık tarihine kısaca değinilecek, günümüze kadar olan gelişmeler değerlendirilecektir. Öncelikle İrevan (Erivan) terminolojisine açıklık getirmekte fayda vardır. İrevan kelimesi ilk defa VII. yüzyıl kaynaklarında kullanılmıştır. Ermeni kaynaklarında Erebuni olarak tanınan coğrafi bölgenin İrevan olduğu iddia edilmektedir. İrevan, XIV. yüzyılda Azerbaycanın idari yönetiminde hanlık, XV. yüzyılda ise idari merkez olarak tanınmıştır.[1] Rusya, 1828de Azerbaycanın kuzeyini işgal ettikten sonra Azerbaycan Güney ve Kuzey olarak ikiye bölündü. Kuzey Azerbaycan topraklarında (Erivan Hanlığında) 1918de Ermenistan Cumhuriyeti ve 1920de Sovyet Ermenistanı kuruldu. Ermenistanda yaşamış Azerbaycan Türklerinin tarihi başlı başına bir araştırma konusu olduğu için bu çalışmada XIX. yüzyılın başlarından itibaren Azerbaycan Türklerinin tarihi araştırılacaktır. 1826–1828 Rusya-İran savaşından önce Erivan Hanlığı hakkında bilgi verilecek, Türkmençay Antlaşmasından 1917 Bolşevik devrimine kadar olan sürede buraya Ermenilerin göç ettirilmesi sonucu bölgede demografik durumun değişmesi, Rusyanın desteği ile Azerbaycan Türklerinin yaşadıkları bölgelerden göç etmeye zorlanmalarının nedenleri araştırılacak, 1918–1920 Taşnaksutyun iktidarı zamanı gelişen olaylara açıklık getirilerek, demografik durum yeniden değerlendirilecek ve son olarak Sovyet Ermenistanında 1920–1989 tarihleri arasında Azerbaycan Türklerinin Komünistler ve Taşnaklar tarafından katledilmesine, bu süreç içerisinde 1948-1953de Ermenistanda yaşayan Azerbaycan Türklerinin zorla Azerbaycana göç ettirilmesinin ve 1988de ise son göç aşamasının nedenlerine açıklık getirilecektir. Ermeni Tarihinin Yazılması ve Mitolojik Ermeni İddiaları Ermeni tarihçileri kendi tarihleri konusunda ciltlerle kitap yazmıştır. Ancak bu kitapların Ermenilerin tarihi geçmişi konusunda somut bilgiye, bilimsel ve tarihi olgulara değil, genellikle efsane ve mitolojiye dayanarak yazıldığını söylemek mümkündür.[2] Eski Ermeni tarihçiler, ruhban sınıfından olup, kendilerinden önce yaşamış Yunan ve Asurlu tarihçilerinin yazdıkları kitaplardan faydalanmış, bazıları ise yabancı tarihçilerin eserlerini sahiplenmiştir. Ermeniler tarafından Ermeni tarihinin atası olarak tanımlanan Movses Horenatsi (Horenli Movses) Ermeni milletinin doğuş tarihini yazarken tarihte adları belli olmayan, elimize hiçbir eseri ulaşmayan Map İpas Kadina, Larupna ve Bardazanın eserlerinden yararlandığını söylemektedir. Ne var ki, başka tarihçilerle birlikte bazı Ermeni tarihçileri de, bunun Movses Horenatsinin bir uydurması olduğunu kabul etmektedir.[3] Ermenilerin Kafkasyada uzun bir geçmişe sahip olmaları tartışmaya açıktır. Ermeni tarihçileri genellikle Horenatsinin “Historie de LArmenie”, Tridate III, Urfalı Mathienun “Kronoği” ve Thomas Ardzouninin “Historie des Ardzrouni” ve Nadir Şah döneminden bahseden “Livre dHistories” kitaplarını kaynak olarak göstermektedir.[4] Ermeni tarihçilerin bir çoğu kendilerinin Kafkasyanın yerli ahalisi olduklarını vurgulamaktadır. Aslında mevcut bütün veriler Ermenilerin Kafkasyanın yerlisi olmadığını göstermektedir. Genellikle, literatürde Ermenilerin hangi coğrafyada yaşadıkları ve hangi ırka mensup oldukları konusunda görüş birliği yoktur. Ermeniler, zamanının güçlü devletleri olan Roma, Bizans, Araplar, Selcuklu ve Osmanlı İmparatorlukları tarafından işgal edilmiş ve bu devletler tarafında yönetilmiştir.[5] Bazı araştırmacılar ise Ermenistan diye adlandırılan coğrafyada bilahare Ermeni diye anılan millet tarafından iskan edilmediği, ülkede başka bir ırka mensup değilse bile, Ermeniceden başka bir dil konuşan milletin yaşadığını iddia etmektedir.[6] Tarihlerini MÖ XVII-XX. yüzyıla kadar dayatma kompleksi içinde olan Ermeni tarihçilerden Ayvazyan, kendilerinin “4000” yıllık tarihini yazmış, ancak nedense sadece Urartu devleti konusunda geniş bilgi vermiştir. Her ne kadar Ermeni bilim adamları Urartu devletinin kendilerine ait olduğunu iddia etseler de bir çok tanınmış tarihçi bunun aksini savunmaktadır.[7] Ermeni tarihçileri MÖ III. yüzyılda kurulmuş Alban devletinin de Ermeni devleti olduğunu iddia etmektedir. Her ne kadar Alban devleti hakkında yazılı kaynaklar günümüze Ermeni dilinde ulaşsa da bu, Albanyayı Ermeni devleti olarak kabul etmemiz için yeterli bir gerekçe değildir. Tarihi kaynaklarda Albanyada Kheçmatakalar, İjimakhlar, Gluarlar ve Gatlarla birlikte Türk soyları olarak bilinen Savirler, Hazarlar, Bulgarlar ve Barsillerin yaşadıkları bildirilmesine rağmen, Ermenilerin kendilerini tanıttıkları gibi Hay ve Armin soyundan bahsedilmemektedir. Azerbaycanın eski çağ tarihçisi olarak tanınmış Feride Memmedova Ermenilerin bu iddiasını “Azerbaycanın Siyasi Tarihi ve Tarihi Coğrafyası” adlı kitabında tamamen çürütmüştür.[8] Memmedovanın kitabı yayımlandıktan sonra Alban tarihi üzerine araştırma yapanlar için yeni bir bakış açısı ortaya çıkmış ve Ermenilerin ileri sürdüğü teorilerin yanlış ve çarptırılmış olduğunu kanıtlamıştır. Özellikle son yıllarda Ermeni tarihçiler kendi tarihlerini inanılmaz derecede abartarak, dünya medeniyetini - yazıyı, astrolojiyi, bakır ve demir madenciliğini Ermenilerin keşfettiğini kanıtlamaya çalışmaktadır.[9] Hatta dünyada insan hayatının başlangıcının Gökçe (Sevan) gölünden geldiği iddia etmektedirler.[10]

SEÇİLMİŞ XƏBƏRLƏR

Çox oxunanlar