SON XƏBƏRLƏR

Buzları eriten ziyaret(Erdğanın ırak ziyareti)

2021.10.20, 07:36
Buzları eriten ziyaret(Erdğanın ırak ziyareti)

Gunaz.tv
Buzları eriten ziyaret 39542.jpg Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın değişik nedenlerden dolayı sık sık ertelenen Bağdat ziyareti yoğun güvenlik tedbirleri altında dün ansızın gerçekleşmişti. Hükümet söz konusu geziyle birlikte iç gündemin yoğunluğuna rağmen dış gündemin sıcaklığının ve öneminin de göz ardı edilmemesi gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. Bağdat ziyareti bağlamında: Güvenlik boyutunun öne geçmesi ihtimali ile hem Milli Güvenlik Kurulu hem de Erdoğan-İlker Başbuğ görüşmesinde gezi detaylarının uzun uzun tartışılması, Irak Devlet Başkanı Celal Talabaninin, Atinadaki "PKK bir an önce silahı bırakmalı, yapmadığı takdirde derhal Kuzey Irakı terk etmeli ve Bağdat-Ankara ilişkileri bu tür olaylardan dolayı zedelenmemeli" şeklindeki olumlu mesajları, Irak Devlet Başkan Yardımcısı Adil Abdülmehdinin dünkü "Al Şark al Awsat" gazetesine "Irak halkı egemenliğini hiçbir zaman ABDye devretmeyecek, Washingtonun ülkemizdeki nüfuzunu azaltmasından yanayız ve Amerikanın yönetimine herhangi bir ayrıcalık veya imtiyazlar vermeyeceğiz" yönündeki demeci, Irak Devlet Başkan Yardımcısı Berham Salihin Erdoğanın gezisini büyük bir umutla bekledikleri yönündeki açıklaması ve son olarak "Tavafuk" Cephesinin lideri Adnan Alduleyminin Türkiye ile Irak arasında yapılacak olan müzakerelerin siyasal, güvenlik ve ekonomik anlamda iki ülkenin ilişkilerine ivme kazandırması gerektiğini belirtmesi gezinin çok boyutlu ve hareketli geçeceğinin sinyallerini vermişti. İki ülke arasındaki ticaret hacminin iki misli artırılması, Irakın yeniden imarı hususunda yapılan anlaşmalardan Türk müteahhitlerine daha fazla pay verilmesi, Mersin-Bağdat karayolu projesi ve iki ülke arasındaki demiryolu ağının yeniden yapılandırılması gibi dosyaları ele almak üzere Bağdata giden Devlet Bakanı Kürşad Tüzmenin olumlu görüşmelerinden sonra Iraktan gelen sesler Ankarada da yankı bulmuştur. Özellikle Nuri el Malikinin Irak ordusunun modernize edilmesi hususunda Türk ordusundan destek isteyeceğini; geçen yıl Ankara ile Bağdat arasında parafe edilen ancak ABDnin olumsuz tavrı ve Kürt liderlerinin engellemeleri sonrasında Irak Parlamentosunda askıya alınan güvenlik ve stratejik işbirliği anlaşmasının hayata geçirilmesi yönünde yapıcı adımlar atılacağını belirtmesi gezinin güvenlik yönünün ekonomi kadar öncelikli olacağını göstermektedir. Aslında karşılıklı kırmızı çizgiler nedeniyle iki ülke ilişkilerinde yaşanan tıkanıklık, Irak Devlet Başkanı Talabaninin, geçen mart ayında Ankara ziyareti esnasında Türkiyeye dönük politik söylemlerindeki yapıcı değişimi ve operasyona yönelik ılımlı açıklamaları söz konusu ziyaretin gerçekleşme sürecini hızlandıran etmenlerin başında gelmiştir. ABD ile Irak arasında stratejik işbirliği anlaşmasının tartışıldığı bugünlerde Irak hükümeti, halkın kuşkuyla yaklaştığı bu anlaşmanın, ülkenin mezhep ve etnik özelliklerinin koruma altına alınmadan ve komşu devletlerle karşılıklı güvenceler verilmeden uygulanamayacağını görmüştür. Nitekim Bağdat yönetiminin egemenliğinin ABD ordusu tarafından inşa edilen suni duvarlar ile sağlanamayacağı, barışa yönelik atılan adımların öncelikli olarak komşu devletlerle işbirliği ve diyalog ile gerçekleşebileceğinin somut kanıtı Erdoğanın gezisine verilen büyük önem ile ortaya çıkmıştır. Son günlerde özellikle Kuzey Irakta patlak veren olaylar ve gerginliklerin giderek artması, Erdoğanın söz konusu hamlesinin hem Irak içinde hem de bölgede birilerinin çıkarlarına zarar vereceği iddiaları üzerinde ciddiyetle durulmalıdır. Bu çerçevede Kürt liderlerin başta Irak Anayasası ve Kerkük meselesi olmak üzere sert ve uzlaşmaz tutumlarını bir kenara bırakarak ılımlı çözüm arayışları için diyaloğa ve işbirliğine yönelik başlatmış oldukları olumlu süreci devam ettirmeleri gerekmektedir. O da Irakta önümüzdeki ekim ayında yapılacak olan yerel seçimlerle birlikte açık bir biçimde ortaya çıkacaktır. Erdoğanın bir günlük gezisi ile birlikte öne çıkabilecek ve atılması gereken adımların başında ise: Hem Türkiye hem de Irakın kuzey yönetiminin "aşiret reisi" ile "Kürt realitesi" denklemi konusunda daha yumuşak ve ılımlı yaklaşım göstermeleri; Ortaya çıkacak yeni siyasi gelişmelerin arkasında Türk Silahlı Kuvvetlerinin hem yurtiçinde hem yurtdışında başarılı operasyonlarının etkili olduğu; Gerek Bağdat merkezî otoritesi gerekse Talabani ve Kuzey Irak yönetimi; Türkiyenin sınır güvenliği, terör örgütü mensuplarının söz konusu bölgede bulunmaları hususunda kesin bir yasaklama getirileceği ve bu doğrultuda PKKnın tasfiyesi konusunda önemli ve somut adımlar atılması; Ankaranın şimdiye kadar görmezden geldiği, K.Irakı denetimi altında tutan Barzani kontrolündeki bölgesel yönetimle doğrudan temasa geçilmesi; Barzaninin K.Irakta bulunan Türk askerî merkezlerinin kapatılması ısrarından vazgeçmesi; Ve daha düne kadar Kerkükü Irakın iç sorunu olarak gören, Türkiyenin Kuzey Iraktaki oluşumun meşruluğunu tanıması yönünde kulis yapan Kuzey Irak yönetimi, bu ziyaretin yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülmesi gibi konuların çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Bu itibarla söz konusu gezi 2003ten beri ülkemizin Irak ile ilgili izlemiş olduğu dengeli politikanın bir meyvesi niteliğinde olup; hem Irakta yaşanan sıkıntıları sona erdirmek üzere hem de bölgenin istikrara kavuşması anlamına gelebilecek son derece önemli katkılar sağlayacaktır. Nitekim Türkiyenin Irak konusunda izlediği politikanın ne derece gerçekçi ve doğru olduğu; buna mukabil söz konusu politikadan dolayı Ankaranın ağır bedel ödeyeceği yönündeki eleştirilerin ne denli haksız olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. GAP politikası bağlamında Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın, Güneydoğu bölgesinde kültürel hakların sağlanması konusunda önemli adımlar atılacağı, sorunun sosyo-ekonomik, psikolojik, kültürel kısmı bulunduğu ve "Adımlarımızı küçük hesaplar peşinde değil, uzun vadeli, geniş düşünerek atmamız gerekmektedir." şeklindeki sözleri söz konusu gezi ile birlikte bir kez daha hatırlanmalıdır. Zaman

SEÇİLMİŞ XƏBƏRLƏR

Çox oxunanlar