SON XƏBƏRLƏR

BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ, VEFATININ 12. YILINDA TÖRENLERLE ANILIYOR...

2021.10.20, 07:36
BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ, VEFATININ 12. YILINDA TÖRENLERLE ANILIYOR...

Gunaz.tv
BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ, VEFATININ 12. YILINDA TÖRENLERLE ANILIYOR... Türk Dünyası’na adanan bir ömür Türk siyasi hayatının 43 yıllık bir zaman dilimine damgasını vuran Alparslan Türkeş, 4 Nisan 1997’de Ankara’da Hakk’a yürüdü Vefatının 12. yılında etkinliklerle anılacak olan Alparslan Türkeş, sadece Türkiye içindeki gençler tarafından “Başbuğ” olarak tanınmıyordu. Bütün Türk Dünyası tarafından “Başbağ” olarak kabul edilmişti. Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar uzanan 10 bin kilometreyi geçen bir coğrafyada tartışmassız “Başbuğ” olarak kabul edilmişti. Çünkü ömrünü “Türk Dünyası” na kabul adamıştı. Onun için esir Türk İlleri’ndeki kardeşleri, hürriyetlerine kavuşmadan mücadele bitmiş sayılmazdı. Alparslan Türkeş, bu konuda Temel Görüşler kitabının 293 - 295. sayfalarında TRT Şeş’e ağırlık veren TRT yetkililerinin kulağını çınlatacak şeyler söylüyordu:. “Bugünkü Türkiye sınırı dışındaki Türkleri ne yapacağız? Bu zamana kadar milleti idâre eden kişilerimiz dış Türklerle ilgilenmeyi hep zararlı bulmuşlardır. Bu yanlış bir görüştür. Dünyanın neresinde Türk varsa, Türk milliyetçilerinin ilgileri içindedir. Dış Türkler için elden ne gelirse yapmayı Türk milliyetçilerinin boynuna borç sayarız. Türkiye tehlikeye sokulmamalıdır Fakat bunun için şartlarımız vardır. Baş şart Türkiye’nin tehlikeye sokulmamasıdır. Çünkü bütün dış Türklerin kurtuluşu Türkiye’nin varlığına bağlıdır. Dış Türkleri kurtarmak istemek bazılarının savunduğu gibi emperyalizm değildir. Emperyalizm, yabancı devletleri işgâl etmektir. Dış Türklerin kurtuluşunu, hür olmalarını istemek bizim meşru hakkımızdır. Ve bu hak, Birleşmiş Milletler Teşkilâtı tarafından korunmaktadır. Çağımızda, milletlararası münasebetlerde, kültür yayılması ve dostlukla sokulma hareketleri geniş uygulama görmektedir. Her devlet kendi kültürünü kabil olduğu kadar geniş sahalara yaymak için gayret harcamaktadır. Bu sayede büyük iktisadi, stratejik ve siyasi menfaailer sağlanması kolay olmaktadır. Bizde imkanlarımız ölçüsünde bu konu üzerinde durmalıyız. Bunun ilk safhası Türk kültürüne bağlı topluluklan desteklemek, kuvvetlendirmek ve onlarla sıkı münasebetler içinde bulunmaktır. Buna karşılık da, yabancı kültürlerin yurdumuzda yayılmasına karşı dikkatli ve plânlı olmalıyız. TRT daha da güçlendirilmeli Bu cümleden olmak üzere, TRT’nin daha kuvvetli ve yeni tesislere kavuşturulmasının önemini belirtmek isteriz. Bugünkü durumu ile, yurdumuzun bazı bölgelerinde TRT yayınları güçlükle dinlenmekte ve bizim yayınlarımızın yerini, yabancı, kötü maksatlı yayınlar almaktadır. Yayın programlarımızın da daha etraflı düzenlenmesi gereklidir. Sınırlarımız dışında bulunan Türk kültürüne bağlı topluluklar için özel ve devamlı yayınlar yapılmasına önem verilmelidir.” Türkeş’in en büyük ideali; Sovyetler Birliği’nin işgali altındaki Azerbaycan, Türkmenistan, Tataristan, Kazakistan, Kırgızistan gibi Türk İlleri’nin istiklalini kazanmalarıydı. 1990 yılında Berlin Duvarı’nın çökmesiyle birlikte bu sevdası gerçek oldu. Sovyetler Birliği yıkılmış, Türk Yurtları birer birer özgürlüğüne kavuşmuştu. Hele bir de Azerbaycan’daki seçimlerde kendisi gibi idealist Ebülfeyz Elçibey kazanınca keyfine diyecek yoktu. Bakü’ye kadar gitti. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin ilk Devlet Başkanı Ebulfeyz Elçibey’le kuçaklaştı. Azadlık Meydanı’na toplanan yüzbinler bu kucaklaşmanın canlı şahidi olmuşlardı. Sadece Ebulfeyz Elçibey mi? Türk Dünyası’nın Başbuğu Alparslan Türkeş; sadece Ebulfeyz Elçibey’le ilgilenmedi. Bosna Hersek’in Boşnak lideri Ali İzzetbegoviç, Kırım Tatarları Milli Meclisi Başkanı Mustafa Cemil Kırımoğlu, Afganistan Savunma Bakanı Abdülkerim Raşit Dostum, Güney Azerbaycan Lideri Mehmet Ali Adaleti, Doğu Türkistan eski Genel Sekreteri İsa Yusuf Alptekin, Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbeyev, Türkmenistan Devlet eski Başkanı Saparmurad Niyazov, Azerbaycan İkinci Çumhurbaşkanı Haydar Aliyev, Çeçenistan Devlet eski Başkanı Cevher Dudayev akla gelen ilk isimledi. Türk Dünyası’nın bu saygın isimleriyle ilişkilerini hep sıcak tuttu. Onların dertleri ile dertlendi, onların sıkıntılarıyla kederlendi. Kolay değildi o bütün Türk Dünyası’nın Başbuğu idi. İdealleri için yaşadı Alparslan Türkeş’in ömrü mücadele ile geçti. Sovyetler’in işgali altındaki Türk Yurtları’nı hiç unutmadı. Hep onların yanında oldu. Ve tarih, Türkeş’i haklı çıkardı 1995 genel seçimlerinde parlamento dışı kalan Türkeş, bu dönemde uzlaşmacı bir lider profili çizdi. Ancak Devlet’in bölünmezliği konusunda asla taviz vermedi 1987’de siyaset yasağının kalkmasıyla birlikte Milliyetçi Çalışma Partisi’ne giren Türkeş, aynı yıl yapılan olağanüstü kongrede Genel Başkan’lığa seçildi. 1991 Genel Seçimleri’nde Refah Partisi (RP) Islahatçı Demokrasi Partisi (IDP) ile seçim ittifakı yapan MÇP lideri Türkeş, Yozgat Milletvekili olarak yeniden parlamentoya girdi. Bu sırada 1992’de 12 Eylül Darbesi ile kapatılmış olan partilerin eski adlarını alması hakkında Siyasi Partiler Kanunu’nda yapılan değişiklikle MÇP’nin ismi de 1993 yılında MHP olarak değiştirildi. 1995 genel seçimlerinde parlamento dışı kalan Türkeş, bu dönemde uzlaşmacı bir lider profili çizdi. Başbakan Tansu Çiller başta olmak üzere ülke siyaseti üzerinde etkili fikir danışılan, yol gösterici bir lider oldu. Türk siyasi hayatının 43 yıllık bir zaman dilimine adını yazdıran liderlerinden biriydi. Alparslan Türkeş, uzlaşmalı tutumunu sürdürürken, Devleti ve Milleti ile ilgili konularda da hiç taviz vermedi. 12 Eylül askeri mahkemelerinde ’Bu Devlet’i niye koruyorsun’diye yargılanmıştı. Beraat etti, yine yılmadı. Bu sefer de Türk Milleti’nin birlik ve bütünlüğünü bozmaya çalışan bölücü eşkıyaya, var gücüyle karşı koydu. İnandığı milli kavramlardan hiç taviz vermedi. Demirel’e “Adriyatikten Çin Seddi’ne kadar Türk dünyası” sözünü o söyletti... Turgut Özal’a yazdığı mektupla Musul ve Kerkük’ün ’alınmasını’ isteğini kabul ettirdi... Erdal İnönü’ye Türk Kurultayı’nda “örs üzerinde’ demir dövdürttü... Türk Silahlı Kuvvetleri’ne dil uzatanlara TV’lerden en sert cevabı o verdi.... Yine bir televizyonda karşısına çıkan HADEP milletvekillerine çok sert olarak şunları söyledi: ”Bu topraklar sahipsiz değildir!.. Gerekirse kan da dökeriz, can da veririz!.. Ne federasyonundan söz ediyorsun ulan!.. “ Sadece para kazanma isterisine tutulmuş TÜSİAD, Güneydoğu üzerine bölücülük kokan rapor üzerine rapor hazırlatıyordu. Sakıp Sabancı’nın ’Bask modeli’ ile ilgili bir rapordan bahsetmesi üzerine, TV’ye çıkan Türkeş, şöyle kükredi: ” Çizmeyi aşma Sakıp Ağa!.. Haddini bil!.. Herkes kendi işine baksın!.. “ 4 Nisan 1997’de geçirdiği kalp krizi sonucunda Ankara’da vefat edene kadar bu idealist ve mücadeleci karakterini hiç kaybetmedi. Cenazesi, 8 Nisan günü devlet töreni ile kaldırıldı. Karlı ve soğuk bir havada 2 milyona yakın kişi Türkeş’in cenazesinin ardı sıra Bayındır Tıp Merkezi önünden hareket etti. Tekbirlerle önce TBMM önüne getirilen tabutu daha sonra da MHP Genel Merkezi’ne götürüldü. Türkeş’in naaşı daha sonra Koca Tepe, Kızılay, Maltepe, Tandoğan üzerinden Atatürk Orman Çiftliği’ndeki ebedi istirahatgahına intikal ettirildi. Türkeş’in vefatını duyan Türk siyasi hayatının bir başka çınarı Osman Bölükbaşı, onu şu cümle ile özetliyordu: ” İnancının çilesini çekmiş, o da onun şerefi olmuştur. “ Bütün ömrünü ’Türk devletinin bekası’, ’Türk milletinin saadeti’ için harcayan Türkeş, peşinde koştuğu ’ideallerinden’hiçbir zaman taviz vermedi. Süleyman Demirel başkanlığında kurulan koalisyon hükümetinde Alparslan Türkeş, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcılığı yaptı. Ağabey kardeş Osman Bölükbaşı ile Alparslan Türkeş’in dostluğu diğer halef-selef politikacılar gibi olmadı. Bu dostluk; abi-kardeş ilişkisi olarak Türkeş’in vefatına kadar sürdü. Bozkurt işaretinin anlamı ne? Türk siyasi hayatının renkli simalarından biri de Osman Bölükbaşı idi. Osman Bölükbaşı’nın bıraktığı Millet Partisi Genel Başkanlığı koltuğuna, onun tavsiyesi ve teşviki üzerine Alparslan Türkeş oturmuştu. Osman Bölükbaşı ile Alparslan Türkeş’in dostluğu diğer halef-selef politikacılar gibi olmadı. Bu dostluk; abi-kardeş ilişkisi olarak Türkeş’in vefatına kadar sürdü. İkisi de rahmete kavuşan Alparslan Türkeş ile Osman Bölükbaşı, sağlıklarında bir gün Kırşehir’de karşılaşırlar. Aralarında şu ilginç konuşma geçer: Bölükbaşı: Ya Türkeş siz bir işaret yapıyorsunuz... Kurda benziyor. Onu anladık da, benim bildiğim sen Türkeş... Mutlaka ona bir mana yüklemişsindir. Peki nedir bunun manası? Türkeş: Bak Ağabey, şu serçe parmak Türk’tür!.. Şu işaret parmağı da İslam’dır. Bozkurt işareti yaptığımızda işaretin arada kalan boşluğu ise cihandır (dünyadır). Son olarak kalan 3 parmağın birleştiği nokta ise mühürdür. Yani Ağabey; işte böyle işaret ederek gösterirsek... Ortaya şu ortaya çıkar: Türk İslam mührünü dünyaya vuracağız.. Bir yaşama zor sığacak eserler Türkeş, 9 Işık başta olmak üzere siyasi ve tarihi görüşlerini içeren kitaplar da yazdı...Bu eserleri şu şekilde sıralayabiliriz: Milli Doktrin 9 Işık (Kamer Yayınları; Berikan, Hamle Yayınevi) Ülkücülük (Hamle Yayınevi), 12 Eylül Adaleti (!) : Savunma (Hamle Yayınevi), 1944 Milliyetçilik Olayı (Hamle Yayınevi), Milliyetçilik Olayları (Berikan), 27 Mayıs ve Gerçekler (Berikan), 27 Mayıs, 13 Kasım, 21 Mayıs ve Gerçekler (İstanbul, 1996), Ahlakçılık (Berikan), Bunalımdan Çıkış Yolu (Kamer Yayınları Hamle Yayınevi), Dış Meselemiz (Berikan), İlimcilik (Berikan), Kahramanlık Ruhu (İstanbul, 1996), Temel Görüşler (Kamer Yayınları), Sistemler ve Öğretiler (İstanbul, 1994). Türkiye’nin Meseleleri (Hamle Yayınevi; İstanbul, 1996), Yeni Ufuklara Doğru (Kamer Yayınları), Sistemler ve Öğretiler (İstanbul, 1995), Gönül Seferberliğine (Kamer Yayınları). Mücadele dolu hayat * Türkeş, 25 Kasım 1917 Lefkoşe’de dünyaya geldi. * 1933’te Mareşal Fevzi Çakmak’ın yardımıyla Kuleli Askeri Lisesi’ne kaydoldu. * 1938’de Harp Okulu’nu bitirdi. * 1940’da Muzaffer Hanım ile evlendi. * 1944’te Üsteğmen rütbesindeyken Nihal Atsız’la birlikte “Irkçılık-Turancılık” suçlamasıyla tutuklandı * 1945’de Askeri Yargıtay kararıyla tahliye edildi. * 1955’de Harp Akademisi’ni bitirdi. Daha sonra Amerikan Harp Akademisi’ni ve Amerikan Piyade Okulu’nu bitirdi. * 1959’da Almanya’da Atom ve Nükleer Okulu’na gönderildi ve Albay’lığa yükseldi. Ardından Kara Kuvvetleri Komutanlığı NATO Şube Müdürü olarak atandı. * 27 Mayıs 1960’ta radyodan ihtilal bildirisini okudu. Başbakanlık Müsteşarlığı görevini üstlendi. * 12 Eylül 1980 İhtilali’nde diğer parti liderleri gibi tutuklandı. * 9 Nisan 1985’e kadar 4,5 yıl tutuklu kalan ve idam istemiyle yargılanan Alparslan Türkeş, bu davadan beraat etti. * 1991’de RP ve IDP ile seçim ittifakı yaparak Yozgat Milletvekili oldu. * 4 Nisan 1997’de Ankara’da vefat etti.

SEÇİLMİŞ XƏBƏRLƏR

Çox oxunanlar