SON XƏBƏRLƏR

Türk Devletinin Geleceği

2021.10.20, 07:36
Türk Devletinin Geleceği

Gunaz.tv
Türk Devletinin Geleceği 45469.jpg ABDde yayımlanan istihbarat ve ekonomi dergisi Stratfordan ilginç Türkiye yorumları. ABDde yayımlanan istihbarat ve ekonomi dergisi Stratforda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın Davostaki çıkışının İsraili veya Yahudi halkını hedef almadığına dikkat çekildi ve Türkiyenin bölgesinde gücünün uzun vadede artmasının kaçınılmaz olduğu belirtildi. Texasta 1996 yılında kurulan Stratfor özel istihbarat kuruluşunun dergisinde, derginin kurucusu George Friedman imzasıyla yer alan “Erdoğanın Çıkışı ve Türk Devletinin Geleceği” başlıklı yazıda, Erdoğanın İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peresten ziyade, Perese daha fazla süre tanımakla suçladığı moderatör Washington Post gazetesi köşe yazarı David Ignatiusa öfkelendiği kaydedildi. Başbakan Erdoğanın “Hiçbir şekilde İsrail halkını, Cumhurbaşkanı Peresi veya Musevi halkını hedef almadım” dediği belirtilen yazıda, buna karşın uluslararası basının, Erdoğanın İsrailin Gazze politikasını eleştirmesine ve salondan çıkmasına yoğunlaştığı ifade edildi. Derginin makalesinde, Türkiye ile İsrailin çok yakın müttefikler olduğuna dikkat çekilerek, “Bu ittifak göz önünde bulundurulursa, Gazzede yaşanan son olaylar Erdoğanı zor bir duruma sokmuştur” denildi. Türkiyenin zorlu bir jeopolitik bölgede bulunduğu belirtilen makalede, bu konumda izlenebilecek iki yol bulunduğu, bunların “laik soyutlanma politikası” veya “İslamcı enternasyonalizm” olduğu görüşü dile getirildi. Yazıda, “laik soyutlanma politikası” olarak adlandırılan görüş hakkında, Soğuk Savaş sırasında Türkiyenin kuzeyden gelen Sovyet tehdidine karşı ABD ve NATO ile ittifak yaptığı, Sovyetlerin de önce Mısır, ardından Suriye ve Irak gibi ülkeleri 1950 ve 1970lerde etkisi altına aldığı anlatıldı. Mısırın Sovyet etkisi altına girmesiyle Türkiyenin güney sınırının tehdit altına girdiği savunulan yazıda, Türkiyenin İsrail ile ilişkisinin böylece doğduğu, iki ülkenin doğu Akdenizde ortak çıkarları paylaştığı kaydedildi. “İslamcı enternasyonalizm” konusunda ise yazıda, Türkiyenin “Müslüman güç” olarak ikinci bir bakış açısının daha bulunduğu, bu bakış açısının ise İsrail ve ABD ile ilişkileri koparacağı ileri sürüldü. Yazıda, söz konusu ilişkilerin artık eskisi kadar önemli olmadığı, İsrailin Türkiyenin ulusal güvenliğinin vazgeçilmez parçası olarak görülmediği ve Türkiyenin ABDye dayanmaktan kurtulduğu, ABDnin ise Türkiyeye daha fazla ihtiyaç duyduğu tezine yer verildi. Dergi, Türkiyenin gücünü Müslümanları desteklemek üzere genişletebileceğini, Arnavutlar ve Boşnakları desteklerken Balkanlara girebileceğini, etkisini Arap rejimlerini şekillendirmek için güneye doğru uzatacağını ve Orta Asya ile zaten yakın bağlarının bulunduğunu kaydetti. Türkiyenin en sonunda Kuzey Afrikadaki olayları etkileyen bir deniz gücüne de yoğunlaşabileceğini savunan dergi, bu “yayılmacı vizyonu” desteklemek için ordunun da güçlendirilmesinin gerektiği görüşünü dile getirdi. Stratfor, İslam dünyasında Endonezya, Pakistan, İran ve Mısırın yanı sıra kendi komşularının ötesinde nüfuzunu kullanabilecek beş ülkeden biri olan Türkiyenin dünyanın 17inci büyük ekonomisi olarak, Suudi Arabistan dahil diğer bütün Müslüman ülkelerden daha büyük bir gayri safi yurt içi hasılaya sahip olduğunu yazdı. TÜRKİYENİN GELECEĞİ “Türkiyenin derinden bölünmüş bir toplum olduğunu söylemenin doğru olmayacağı, tam tersine anlaşmazlıkları uzlaştırmayı öğrendiği” ifade edilen yazıda, Başbakan Erdoğanın “Türk siyasi yelpazesinin merkezini” temsil ettiği belirtildi. Dergi, Erdoğanın üç gücü dengelemesi gerektiğini belirtirken, bu güçleri, “sıkıntılara karşın sağlam ve sağlıklı kalan bir ekonomi, dış karışıklıklara aşırı derecede müdahil olmak istemeyen ve bunun özellikle de dinsel nedenlere bağlı olmasına karşı çıkan güçlü bir ordu ve Türkiyeyi İslam dünyasının bir parçası ve belki de lideri olarak görmek isteyen İslamcı hareket” olarak saydı. “Başbakanın aynı anda hem iş dünyasını, hem orduyu, hem de dindar kesimi memnun etmeye çalıştığını” kaydeden Stratfor, “Erdoğan, Gazzeye saldırarak bu işi daha da zorlaştıran İsraile çok kızdı” ifadesine yer verdi. Dergi, “Davostaki çıkışın İsrail ile kesin olarak yolları ayırmış görünmesine, ancak aynı zamanda gerçek bir kopma yaratmamasına imkan tanıdığını, böylece Başbakan Erdoğanın ince çizgisinde başarıyla yürüdüğünü” belirtti. Bununla birlikte bölge daha karışık hale geldikçe ve Türkiye güçlendikçe, Türkiye üzerindeki jeopolitik baskının da artacağı ifade edilen makalede, “Buna bir de yayılmacı ideolojiyi, bir Türk İslamcılığını ekleyin, bölgede hemen kuvvetli yeni bir güç ortaya çıkabilir” denildi. “Bu gücü sınırlayacak tek unsurun Rusya olduğu” belirtilen yazıda, Rusyanın Gürcistana boyun eğdirip kuvvetlerini tekrar Ermenistandaki Türk sınırına getirmesi durumunda, Türkiyenin politikalarını Rusyayı dengeleyecek şekilde yeniden belirleyebileceği görüşü dile getirildi. Yazıda, Rusyanın nasıl bir dönüş yaptığına bakılmaksızın, “Türkiyenin gücünün uzun vadede artmasının kaçınılmaz olduğu” vurgulandı. Milliyet

SEÇİLMİŞ XƏBƏRLƏR

Çox oxunanlar